Ö Z  O R M A N - İ Ş  S E N D İ K A S I
 
ANA SAYFA
BAŞKANDAN
YÖNETİM KURULU
TARİHÇE
TEŞKİLATIMIZ
MEDYADA ÖZ ORMAN-İŞ
HABERLER
DUYURULAR
SİZDEN HABERLER
EĞİTİM
SOSYAL GÜVENLİK
OKUMA ODASI
ÖNEMLİ BAĞLANTILAR
İLETİŞİM

    ANA SAYFAYA DÖN /  HABERLER
ASLAN: KADRO MÜJDESİ BEKLİYORUZ

ASLAN: KADRO MÜJDESİ BEKLİYORUZ

Genel Kurulda kapsamlı bir konuşma yapan Genel Başkan Settar Aslan, "Hükümetimizden sözleşmeli memurlara verdiği müjdeyi, geçici orman işçileri için de bekliyoruz." dedi.

Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Orman-İş Genel Başkanı Settar Aslan, geçici statüde çalışan orman işçileri için Hükümetten kadro müjdesi beklediklerini söyledi.

 

Öz Orman-İş Genel Başkanı Settar Aslan, 2. Olağan Genel Kurulu açış konuşmasında, Hak-İş geleneğinde sendikacılığın, ‘sosyal sorumluluk temeli üzerinde yükselen bir uğraş’ olduğunu belirterek,  “İşçi kuruluşları, ülkelerinde ve yaşadıkları dünyada olup bitenlere karşı kayıtsız kalamazlar. Büyük bir dikkatle gelişmeleri takip edebilmeli, değişimlerin seyrini, yönünü ve dinamiklerini görüp, yorumlama çabası içinde olmalıdırlar.” dedi.

 

Türkiye’nin değişmek, gelişmek, yenilenmek, kabuğunu kırmak ve gerçek bir demokratik yönetim istediğini anlatan Settar Aslan, şunları söyledi:

 

“Toplum, devlet ve millet arasındaki uçurumun derinleşmesine yol açacak korku ve vehimlerden, sanal tehditlerle yolunun kesilmesinden kurtulmak istiyor. Türkiye boynunda bir esaret halkası gibi duran az gelişmişliğin lanetli çemberini kırıp, yeni ufuklara açılmak istiyor. Halkımız; üçüncü dünya ülkelerine has eksikli, ayıplı ve sınırlı demokrasiyle yetinmek istemiyor.

 

Milletimiz, toplumuna yabancılaşmış, sözde seçkinlerin seçkinci düzenini, millet iradesine gem vurmaya çalışan bürokratik egemenliği, kayıtsız şartsız millete ait olan milli egemenlik üzerinde kurulan vesayet düzenini tarihe gömmek istiyor. 

 

Bu toprakların insanları, birbiri ile hatta kendi kendisi ile çatışmaktan bıktı, usandı... Alevi-Sünni, sağcı-solcu, Türk-Kürt, ilerici-gerici, laik-antilaik gibi ayrımcılıklara ve bu ayrımcılıklar üzerine kurulmuş, örtülü iç savaşlara artık bir son verildiğini görmek istiyor.

 

Türkiye, üzerindeki lüzumsuz ağırlıkları, safraları, ayağındaki prangaları attıkça, gerçek gücü, potansiyeli ve kimliği ortaya çıkmıştır. Fransız Heykeltıraş Rodin’e atfedilen güzel sözdeki gibi; Kayanın fazlasını atınca, heykel ortaya çıkmıştır.

 

Türkiye’nin her zaman bir ‘Kızılelma’sı olmuştur. Milletimiz, yıllardır kendisine unutturulan Kızılelmasını hatırlamaya başlamıştır. Yeni bir millî heyecanla, yeni bir istikbale, yeni ufuklara açılmak arzusu içinde… Türkiye; kendisine giydirilen deli gömleğinden kurtulmak, yeni ve büyük bir uzlaşmayla tarih sahnesindeki yerini almak istiyor.”

 

“VİCDANSIZ DENGE SARSILIYOR”

 

Genel Başkan Settar Aslan, dünyanın 2008’den beri yaşadığı küresel krize ve Ortadoğu’da yaşanan isyan hareketlerine de dikkat çekerek, şöyle devam etti:

 

“Bütün dünyada yaşanan gerginlik ve çatışmalar, bir medeniyet krizine işaret ediyor. 200 yıldır bütün insanlık, dünya nüfusunun yüzde 15’lik bir kesiminin refahı uğruna çok ağır bedeller ödedi. Asya’nın, Afrika’nın, Güney Amerika’nın kaynaklarını yağmalayanların kurduğu insafsız, insansız, vicdansız denge sarsılıyor.

 

Ekonomik krize giren ülkeler; işten çıkarmalarla, sosyal devlet niteliklerinden vazgeçerek, vergileri artırarak, yatırımları azaltarak, sendikal hak ve özgürlükleri kısıtlayarak, borçlarını ve bütçe açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Bu tedbirler, krizi derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. ABD, İngiltere, İspanya, Portekiz, Yunanistan gibi çok sayıda ülkede sendikalar, ekonomik krizi aşmak için alınan tedbirlere karşı, hemen hemen her gün sokaklara dökülüyor.

 

Buna karşılık Türkiye; Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Asya ülkeleri ile kıyaslandığında oldukça iyi bir durumda görünüyor. Bu yüzden Türkiye, başta kardeş Kıbrıs ve Türk Cumhuriyetleri olmak üzere bütün İslam dünyası ve insanlığın gelişmesinin önündeki engelleri kaldırmak, kalkınma hamlelerine destek vermek gibi tarihî bir yükümlülük altındadır. Özellikle Kıbrıs Türkiye’nin tarihle imtihanıdır.

 

Türkiye; bütün dünyayı kuşatan bu vicdansız sistemin vicdanı, bu ruhsuz dünyanın ruhu, yeryüzünü kuşatan bu insansız uygarlığın içinde, bir insanlık adası olmak zorundadır. Çünkü Türkiye’ye bu rolü, tarih yüklemektedir. Artık istese de bu sorumluluktan kaçamaz.

 

Ancak, bu misyonu yerine getirmesi için, Türkiye, kendisini yeniden yapılandırmak zorundadır. Biz Hak-İş Konfederasyonu mensupları olarak, yıllardır Türkiye için bir büyük uzlaşma gerektiğine inandık.  Ve her fırsatta bunu dile getirdik. Bu uzlaşmanın ilk ve en önemli şartı yozlaşmadan uzlaşmaktır ve bir büyük kimlikte bir araya gelmektedir. Bu kimlik, bu toprakların ruhundan, kaderinden, yani tarihinden oluşmuş bir kimliktir.”

 

BÜYÜK UZLAŞMA

 

Türkiye’nin tarihî misyonunu sahiplenmesi için, kendi içinde bir ‘Büyük Uzlaşma’ya ihtiyaç duyduğunu anlatan Aslan, bu uzlaşmanın; adalet ve erdem üzerinde, milli irade temelinde kurulabileceğini kaydererek, “İşte bu yüzden biz, Anayasa değişikliği ile ilgili referandumun ve bu seçimin sonuçlarını çok önemsiyoruz. Geleceğin Türkiye’sinin, büyük uzlaşma iradesinde olduğunu görüyoruz. Büyük uzlaşmanın yazılı metni, toplumsal sözleşmesi, Misak-ı Millîsi bu Yeni Anayasa olacaktır. Türkiye, bunu başardığı takdirde, içinde yaşadığı çağın tarihine, bütün insanlık adına olumlu katkılarda bulunacaktır.” dedi.

 

Konuşmasında 12 Eylül’ün getirdiği Anayasa ve çalışma mevzuatının tamamen değiştirilmesi gerektiğini belirten Aslan, işsizlikle mücadele için istihdam öncelikli bir kalkınma planı hayata geçirilmesini, devlet teşviklerinde çalışan ve sendikalı işçi sayısı dikkate alınmasını, kayıt dışıyla daha etkin mücadele edilmesini, sendikaların demokrasi ve sosyal konulardaki uyarılarına kulak verilmesini, sendikalaşma önündeki yasal ve fiilî engellerin kaldırılmasını, taşeron uygulamasına sıkı bir düzenleme getirilmesini, asgari ücretin makul düzeye çıkarılmasını, emeklilerin durumunun iyileştirilmesini, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesini, verginin tabana yayılmasını, işçilerin kıdem tazminatına Kıdem Tazminatı Fonu ile teminat getirilmesini, İş Sağlığı ve Güvenliği standartlarının, AB ülkeleri düzeyine çıkarılmasını, fikir, inanç ve örgütlenme özgürlüğü önündeki yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını ve 2B arazilerinin satışından sağlanacak gelirin ormancılığın geliştirilmesinde kullanılmasını istedi.

 

“KADRO MÜJDESİ BEKLİYORUZ”

 

Öz Orman-İş Genel Başkanı Settar Aslan, Orman Teşkilatının, bütün Türkiye’ye yayılmış en geniş hizmet birimi olduğunu hatırlatarak, ormancılığın, ekonomiye ve sosyal kalkınmaya, parayla ölçülemeyecek katkılar yaptığını ve ormancılığa yapılacak yatırımların, kâr-zarar denkleminden bağımsız düşünülmesi gerektiğini bildirdi. Aslan şöyle devam etti:

 

“Ormancılıkta işler süreklilik arz etmektedir. Ormancılıktaki çalışma, kampanya dönemi işlerine benzemez. Yani ormancılıkta, yılın 12 ayında yapılacak işler vardır. Yangın sezonu yaklaşık 6 ay sürer. O bitince, orman sahalarında bakım, ağaçlandırma, teraslama, tohumlama gibi işler başlar. Dolayısıyla ormancılıktaki işleri, ‘geçici’ işçilerle yürütmek mümkün değildir.

 

Sayın Başbakanımızın ve ilgili bakanlarımızın büyük destek ve katkılarıyla, 2007 yılında, 13 bin orman işçisi kadro ve daimi iş sahibi olmuştu. O dönemde, yıllık 6 ay çalışmış olma şartını taşımayan 1.500 kadar işçimiz bu haktan mahrum kalmıştı. Ancak geçen 4 yıl içinde, emekli olan veya ayrılan kadrolu işçilerin yerine alınanlarla, bu rakam giderek artmıştır. 2011 itibarıyla geçici işçi sayısı 5.500’ü aşmıştır. Bu yaz alınanlarla birlikte bu sayı muhtemelen 8 bine ulaşacaktır.

 

Geçici işçilerimiz, yılda ancak 5 ay 29 gün istihdam edilmektedir. Yılın diğer yarısında işsiz ve ücretsiz kalan bu insanlar, aileleriyle birlikte büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Buna karşılık, ormandaki devamlılık gerektiren işler, maalesef taşeron eliyle yürütülmektedir. Hükümetimiz, bir ay önce yüzbinlerce insanımızı mutlu eden bir kararla, 4B statüsünde çalışan sözleşmeli memurlara kadro verdi. Şimdi 61. Hükümetimizden aynı müjdeyi, geçici orman işçileri için de bekliyoruz.”

 

 

HAK-İŞ DEĞERLERİ

 

Öz Orman-İş ve bağlı olduğu Hak-İş ailesinin, emek mücadelesinde çatışma yerine uzlaşmayı benimseyen, Çağdaş Sendikacılık Modelinin öncüsü olduğunu vurgulayan Settar Aslan, şunları söyledi:

 

“Geride kalan 35 yıllık mazimizde, hep millet iradesinden yana tavır aldık. Darbelere ve darbecilere karşı demokrasiyi savunduk. Emeği, en yüce ve kutsal değer kabul ettik. Faaliyetlerimizin merkezine ‘insan’ı ve ‘emeği’ yerleştirdik. Mücadelemizde dünya birikiminden yararlanırken, ‘bu topraklara ait olduğumuzu’ unutmadık. ‘Evrensel’ ve ‘yerel’ değerleri, dengeli ve istikrarlı bir çizgide buluşturduk.

 

Hak-İş, ülkemiz adına, içinde yer aldığımız coğrafya adına ve insanlık adına, bu geleceği kurma arzusu ve iradesiyle yola çıkmıştır. Bu yüzden Hak-İş’in daha da gelişmesi ve güçlenmesi, hem çalışma hayatımızın, hem ülkemizin, hem demokrasimizin güçlenmesi demektir. Öz Orman-İş ve Hak-İş olarak, bu uğurda elimizden geleni yapmaya kararlıyız.”



Bu Haber 35468 kez Okundu
Eklenme Tarihi : 12.7.2011

Diğer Haber Başlıkları Tarih
 •  ARAP BAHARI SEMPOZYUMUNDA ZİHİN FIRTINASI 17.12.2011
 •  SETTAR ASLAN: ARAP BAHARI, ÖZÜNDE EMEK HAREKETİ 15.12.2011
 •  ARAP BAHARI SEMPOZYUMU 17-18 ARALIK’TA 5.12.2011
 •  GİMEP PROJESİNİ BAŞARIYLA TAMAMLADIK 1.12.2011
 •  EYLEM TAHRİKLERİNE DİKKAT 24.11.2011
 •  ÖĞRETMENSİZ KALKINMA OLMAZ 23.11.2011
 •  HAK-İŞ GENEL KURULU MUHTEŞEMDİ 27.10.2011
 •  TÜM MİLLETİMİZE GEÇMİŞ OLSUN 25.10.2011
 •  ERDOĞAN HAK-İŞ GENEL KURULUNA KATILDI 22.10.2011
 •  TİS UYGULAMA EĞİTİM SEMİNERLERİ 13.10.2011
 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15 
 16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30 
 31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45 
 46   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60 
 61   62   63   64   65   66   67   68